Önce empatiyle başlayalım. Kendinizi 8. adamın yerine koyun herkes 11 oyla karşınızda duruyor. Kanıtlar güçlü iki tane görgü tanığı var ve her delil, suçlunun davranışları da dahil olmak üzere çocuğun suçlu olduğunu söylüyor.
Cevabınız ne olurdu?
8. adam bir psikolog mantığıyla yavaş yavaş herkesin fikrini değiştirmeye başlıyor. Film aslında ön yargılarımız ve yüzeysellik üzerine bir ders veriyor ve bunu sadece bir odada çekilen bir setle yapıyor, inanılmaz değil mi?
Her ne kadar sonunda sürpriz bir gelişme beklesem de, aslında olmaması filmin yalınlığını daha da etki ediyor ve verdiği mesajı korumasına olanak sağlıyor.
8. adamın hiçbir delili yok çocuğun suçsuz olduğuna dair ilk başta. Tek söylediği bize bir insan yaşamının bu kadar kısa sürede karartılmaması yönünde. Benim yapamayacağım bir davranış sergileyen adam yavaş yavaş olayı çözümlemeye başlıyor.
(Benim hala şüphem vardı gerçi bence küçük bir ihtimalde olsa çocuk cidden suçlu olabilirdi. Ayrıca babasını öldürecek hemde aynı çocukta olan aynı silahla yapacak olan kim olabilir? )
Benim şahsi fikrim çocuğun yeniden farklı bir avukatla yargılanması gerektiğiydi fakat film de önemli olan aslında suçlunun kim olup olmadığı değil yüzeysel kararlar vermememiz gerektiğiydi. O gün maç olsa bile... Yağmur deli gibi yağsa da... Eğer bir insan hayatı söz konuysa vaktin önemli olmadığı.
Film bir yandan mahkemeyi, vicdanı, doğruyu da sorguluyor. Ve bu yönleriyle başyapıtlardan biri olma özelliğini sağlamlaştırıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder